Çiftçinin 2026 yılından beklentileri neler? Üreticinin masasındaki 5 kritik talep
Yeni üretim sezonuna giren çiftçilerimiz, 2026 yılında maliyetlerin düşürülmesinden desteklerin artırılmasına kadar pek çok hayati konuda somut adımlar atılmasını bekleyerek sürdürülebilir bir tarım geleceği talep ediyor.
Türkiye genelindeki üreticilerin 2026 yılına dair en büyük beklentileri netleşti. Girdi maliyetlerindeki artışın dizginlenmesi ve planlı üretim modelinde çiftçi odaklı revizyonlar yapılması, yeni sezonun en çok konuşulan başlıkları arasında ilk sırada yer alıyor.
2026 yılı, Türk tarımı için hem büyük bir dönüşümün hem de çözüm bekleyen kronik sorunların yılı olarak başladı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hayata geçirdiği yeni üretim modelleri sahada karşılık bulmaya çalışırken, asıl özneler olan çiftçilerimizin bu süreçten beklentileri büyük önem taşıyor. Sahadan gelen geri bildirimler, 2026 yılının sadece bir üretim yılı değil, aynı zamanda üreticinin ekonomik olarak nefes almak istediği bir yıl olacağını kanıtlıyor. İşte üreticilerimizin 2026 yılı ajandasındaki 5 temel beklenti:
1. Girdi maliyetlerinde istikrar ve öngörülebilirlik
Çiftçilerimizin 2026 yılından en büyük beklentisi, kontrolsüz yükselen girdi maliyetlerinin bir düzene girmesidir. Gübre, mazot ve ilaç fiyatlarındaki her artış, doğrudan çiftçinin cebinden çıkan sermayeyi eritmektedir. Üreticiler, maliyetlerin ekim döneminden hasada kadar öngörülebilir olmasını ve ani fiyat şoklarına karşı devletin "sabit fiyatlı girdi" veya "ayni destek" gibi koruyucu kalkanlar geliştirmesini bekliyor.
2. Destekleme ödemelerinde güncel rakamlar
Yeni katsayı esaslı destekleme modelinde belirlenen birim fiyatların, 2026 yılının ekonomik koşullarına ve enflasyon oranına göre güncellenmesi üreticilerin en sık dile getirdiği taleplerden biri. Özellikle stratejik ürünlerde verilen desteklerin, maliyetin en az %50'sini karşılayacak seviyeye çekilmesi isteniyor. Ayrıca, desteklerin hasattan aylar sonra değil, tam da tohumun toprağa düştüğü "can suyu" döneminde nakdi olarak ödenmesi bekleniyor.
3. Planlı üretim modelinde esneklik ve teşvik
Bakanlığın 2026 projeksiyonunda yer alan planlı üretim modeline geçiş sürecinde, çiftçiler bu sistemin bir "zorunluluk" değil, "teşvik edici bir kazanç kapısı" olmasını bekliyor. Bölgesel olarak dayatılan ürün desenleri yerine, o bölgenin iklimine ve çiftçinin tecrübesine uygun, pazar garantisi sunan esnek bir planlama talep ediliyor. Çiftçi, "ne ekeceğine karar verilirken kendisine danışılmasını" istiyor.
4. Modern sulama altyapısına kolay erişim
İklim krizinin etkilerinin daha net hissedildiği 2026 yılında, kuraklıkla mücadele bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Bu kapsamda üreticiler, kapalı sulama sistemleri ve damlama sulama yatırımları için sağlanan hibe oranlarının artırılmasını ve prosedürlerin azaltılmasını bekliyor. Suyun her damlasının kıymetini bilen üretici, 2026'da sadece gökyüzüne bakmak değil, modern altyapıyla ürününü güvence altına almak istiyor.
5. Pazar garantisi ve hakkaniyetli fiyatlama
Üretmek kadar, emeğin karşılığını alabilmek de bir o kadar kritik. 2026 yılında çiftçiler, hasat zamanı oluşan "fiyat spekülasyonlarına" karşı TMO ve benzeri kurumların daha erken ve daha güçlü müdahalelerde bulunmasını bekliyor. Lisanslı depoculuğun her bölgeye yayılması ve üretici ile tüketici arasındaki aracı zincirinin kısaltılması, 2026 beklentileri listesinin en can alıcı maddesini oluşturuyor. TarımTR Dergisi olarak, çiftçimizin bu haklı taleplerinin karşılık bulduğu, verimli ve bereketli bir sezon diliyoruz.








0 Yorum