Tıbbi ve aromatik bitkilerde üretim ve ihracat hedefi büyüyor
Bakanlıktan alınan verilere göre, tıbbi ve aromatik bitkiler Türkiye’nin bitkisel üretim deseninde giderek daha fazla yer almaya başladı.
Türkiye’de tıbbi ve aromatik bitkiler, hem tarımsal üretimde çeşitliliğin artırılması hem de katma değerli ihracatın güçlendirilmesi açısından stratejik bir alan olarak öne çıkıyor. Kekik, adaçayı, defne, lavanta, biberiye, nane ve çörek otu gibi ürünlerde son yıllarda artan talep, üretim alanlarının genişlemesine ve yeni destek modellerinin gündeme gelmesine zemin hazırlıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, tıbbi ve aromatik bitkiler Türkiye’nin bitkisel üretim deseninde giderek daha fazla yer almaya başladı. Özellikle Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinde yaygınlaşan bu üretim modeli, düşük su tüketimi ve yüksek birim gelir potansiyeliyle dikkat çekiyor. Kırsal alanlarda alternatif gelir kaynağı oluşturan tıbbi ve aromatik bitkiler, küçük ve orta ölçekli işletmeler için de önemli fırsatlar sunuyor.
Sektörde üretim kadar işleme ve pazarlama aşamaları da ön plana çıkıyor. Kurutma, distilasyon ve ekstraksiyon gibi işlemlerle katma değeri artırılan ürünler; gıda, ilaç, kozmetik ve takviye edici gıda sanayinde geniş bir kullanım alanı buluyor. Bu durum, tıbbi ve aromatik bitkilerin yalnızca tarla aşamasında değil, sanayi entegrasyonu açısından da stratejik bir ürün grubu olarak değerlendirilmesini sağlıyor.
İhracat tarafında ise Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere Orta Doğu ve Uzak Doğu pazarlarından gelen talep artışı dikkat çekiyor. Türkiye, özellikle kekik ve defne üretiminde dünya pazarında önemli bir paya sahip bulunuyor. Uzmanlar, ürünlerin standartlara uygun şekilde üretilmesi, izlenebilirliğin artırılması ve markalı ihracatın yaygınlaştırılması halinde sektörün ihracat gelirinin daha da artabileceğini belirtiyor.
Son dönemde tıbbi ve aromatik bitkilerde dijital tarım uygulamaları, iyi tarım ve organik üretim modelleri de yaygınlaşmaya başladı. Hassas tarım teknikleri sayesinde verimlilik artırılırken, çevresel sürdürülebilirlik de destekleniyor. Bu gelişmeler, iklim değişikliğiyle mücadele ve doğal kaynakların korunması açısından da önem taşıyor.
Kırsal kalkınma politikaları çerçevesinde, tıbbi ve aromatik bitkilere yönelik eğitim, danışmanlık ve yatırım desteklerinin artırılması sektör temsilcileri tarafından olumlu karşılanıyor. Özellikle kadın ve genç girişimcilerin bu alana yönelmesi, kırsalda üretim gücünün korunmasına katkı sağlıyor. Ayrıca sözleşmeli üretim modelleri, üretici ile sanayi arasındaki bağı güçlendirerek pazarlama risklerini azaltıyor.
Önümüzdeki dönemde tıbbi ve aromatik bitkilerde hedef, üretim planlamasının güçlendirilmesi, kalite standartlarının yükseltilmesi ve ihracatta katma değeri yüksek ürün payının artırılması olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, doğru planlama ve sürdürülebilir üretim yaklaşımıyla Türkiye’nin bu alanda bölgesel bir merkez haline gelebileceğini değerlendiriyor.







0 Yorum